Haber Merkezi
Mersin’de bir araya gelen emekli örgütleri ve demokratik kitle örgütleri, emeklilerin geçim sıkıntısı ve artan yoksulluğuna ilişkin basın açıklaması yaptı. Özgür Çocuk Parkı’nda gerçekleştirilen açıklamada grup adına konuşan Hüseyin Kurt, Türkiye’de SGK’ya kayıtlı yaklaşık 17 milyon, özel sandıklara kayıtlı 350 bin emeklinin olduğunu belirterek, “Bu sayının 4 milyon kadarı emeklilerin dul ve yetimlerinden oluşuyor. İki ay önce, Temmuz ayında, emekli aylıklarına TÜİK’in ısmarlama enflasyon oranlarına göre artış yapılmıştı. Gerçek enflasyon oranlarını yansıtmayan, emeklinin derin yoksulluğuna çare olmayan bu mütevazı artış, iktidar basını tarafından günlerce hararetle alkışlandı, emeklimizi enflasyona ezdirmedik manşetleri atıldı. Kök aylık ucube yasasına göre artıştan doğrudan yararlanamayan milyonlarca emekli için yeniden yasa çıkarılarak en düşük emekli aylığı 23 bin 552 liraya çıkarıldı. En düşük emekli aylığıyla ortalama emekli aylığı arasında da büyük bir fark yok. En yüksek aylık alanları da hesaplamaya kattığımızda ortalama emekli aylığının 27 bin liraya yakın olduğunu görüyoruz. Emeklilerin büyük çoğunluğu 25 bin 26 bin lira arasında aylık alıyor. Yani refah değil sefalet çoğalıyor, yoksullukta en dibe doğru bir yığılma var. Eğer ki emeklinin oturacak bir evi yoksa aylığı kiraya yetmez. Emekli, çarşıya pazara çıkar, ihtiyaçlarının en azıyla, kendisini zar zor hayatta tutmaya yetecek kadarıyla geri döner. Emeklisini, dul ve yetimini, yaşlısını bu sefalete mecbur eden bir toplum düzeni gayri insanidir, adil değildir. Emekliler ilk demokratik seçimde bunun hesabını sandıkta sormaya kararlıdır.
“YOKSULLUĞA KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTİYORUZ
Ülkemizde üretilen her mal ve hizmet bu ülkenin tüm emekçilerinin alın teridir, kafa ve kol gücüdür, beyninin ışığıdır. Toplumsal refahtan en büyük payı bu emekçiler almalıdır. Sanayi işçisi, çırak, sağlık görevlisi, güvenlik görevlisi, doktor, mühendis, sanatçı, bilişimci, öğretmen, küçük esnaf, köylü, tarımcı; tümü de emekçidir. Emekli, aktif çalışma yaşamından, yaşı ilerlediği veya sağlığı elvermediği için ayrılmış emekçidir, beklenen odur ki, ilk gençliğinde başladığı üretim sürecinin sonuna gelip emekli olduğunda, kendisinden kesilen primlerin karşılığını alabilsin, rahatça geçimini sağlayabilsin, ele güne muhtaç olmayacak bir gelire kamu güvencesiyle kavuşsun. Çalışma yaşamları boyunca ülke kalkınmasının ve refahının dinamosu emekçilerin emekli olduklarında sefalete sürüklenmesi, hiçbir yasaya, töreye, ahlaka uymaz. Emeklilerin, toplumsal refahtan insana yaraşır bir pay alması ana sütü kadar haklarıdır.
“HESAP ORTADA”
2002 yılı Aralık ayında asgari ücret 184 TL iken, en düşük emekli aylığı bunun yüzde 40 fazlası olan 257 TL idi. İktidar, bilinçli bir tercihle tabloyu tersine çevirdi, emeklilere geçim aylığı yerine, sosyal yardım düzeyinde bir miktarı layık gördü. Örnek olsun; 2026 yılı Ocak Haziran dönemi için en düşük emekli aylığı 20 bin TL olarak belirlendi. Oysa ki en düşük emekli aylığı 28 bin 75 TL'lik asgari ücretin yüzde 40 fazlası olan 39 bin 305 TL olmalı, daha yüksek prim ve gün sayısı olanlar orantılı olarak artışlardan yararlanmalıydı. Yani, refah payını, ekonomik büyümeyi eklemeden yaptığımız düz hesapla bile aylıklarımızın yarısı gasbedilmiş durumda. Memur emeklilerine üç yıldır hukuksuz biçimde verilmeyen seyyanen zamlar hala ödenmedi, memur emeklisi de en yoksullar topluluğuna dahil oldu. Memur emeklileri, çalışanlara verilip yasaya aykırı olarak kendilerine verilmeyen 8 bin 77 liralık zam için AYM’nin bir an önce karar vermesini sabırsızlıkla bekliyorlar.
“EKONOMİ YANGININI KİM ÇIKARDI?”
İktidar, zaman zaman, çekilen sıkıntıların farkındayız, milletimiz bize biraz zaman versin, bu sıkıntılardan hep birlikte fedakarlık yaparak kurtulacağız, diyor ama bu laflara hiç kimse inanmıyor. Hazine ve Maliye Bakanları değişse de kaybeden hep emekçiler, kazanan hep dolar milyarderleri, holdingleşmiş tarikatlar, kamu varlıklarıyla semirtilmiş tekeller oluyor. Çünkü hangi bakan gelirse gelsin, iktidarın ana programını uyguluyor. Bu program; özelleştirme, borç, faiz, döviz ve borsadan ibaret kumar ekonomisidir; neo liberal kapitalizmdir; altta kalanın canı çıksın mantığıyla işler. Bu yılın başında, açlık sınırının altında 28 bin 75 lira olarak belirledikleri asgari ücrete, bunca değer kaybına rağmen Temmuz ayında bir artış yapmadılar. Bu sistem; çalışanı, emekliyi, dulu ve yetimiyoksulluğun farklı derecelerine mahkûm ediyor. Yetmiyor; sık sık tanık oluyoruz, özelleştirmelere doymayan iktidar ülkemizin dağını yaylasını, zeytinini fındığını vahşi madenciliğe sonuna kadar açtı. Kamu yerine özel sektöre sunulan madencilik sektörü çalışanları, aylıklarını tahsil edebilmek için bile günlerce eylem yapmak zorunda kalıyorlar. Günlerce süren eylemlerin ardından işçilerin parası ödenmek zorunda kalsa da sendikacılar Gökay Çakır ve Başaran Aksu gözdağı verircesine tutuklanıyor.
Er gaziler özlük hakları için Ankara’yı mesken tutmak zorunda kalıyorlar.
“EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI EN DÜŞÜK MEMUR MAAŞINA EŞİTLENSİN”
En düşük emekli dul ve yetim maaşı, en düşük memur maaşına eşitlensin. Aylık bağlama oranı yeniden yüzde 70’e çıkarılsın. Güncelleme kat sayısında milli gelir artışından pay verilsin. Emekli aylıkları sahte TÜİK verilerine göre değil; bağımsız kurumlarca açıklanan gerçek enflasyon oranına göre otomatik olarak güncellensin. Emekli, dul ve yetimlere Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında olmak üzere yılda dört kez asgari ücret düzeyinde ikramiye ödensin. Derhal tüm emekli, dul ve yetimlerin kök maaşlarına acilen seyyanen zam yapılsın. TBMM’den emekli sendikaları statü yasası çıkarılsın. Toplu sözleşme yapma hakkımız anayasal güvence altına alınsın. Emekli maaşlarından kesilen muayene, ilaç vs. tüm sağlık kesintilerine son verilsin. Şehir içi tüm toplu taşıma araçlarından emeklilere ve eşlerine ücretsiz ulaşım hakkı sağlansın. Temel gıda maddeleri ile elektrik, su ve doğal gaz faturaları üzerinden alınan KDV kaldırılsın ve temel yaşama yetecek kadarı ücretsiz olsun. Banka promosyonu günün koşullarına göre değerlendirilsin, her yıl aylık artışına göre güncellensin. Konut sahibi olamayan emeklilere, TOKİ tarafından ucuz konut sağlansın. Emekliler konut sahibi olana kadar barınma yardımı yapılsın. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! Türkiye’nin bütün işçileri, memurları ve emeklileri birleşin” dedi.