Çernobil nükleer felaketinin yıldönümü olan 26 Nisan’da çeşitli etkinliklere imza atan Mersin’deki nükleer karşıtları panelde buluştu. TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO, Tabip Odası ve Mersin Barosu işbirliği ile Mimarlar Odası Mersin Şubesi’nde, “Nükleer Enerji Santralleri ve Etkileri” konulu bir panel gerçekleştirdi.
Etkinlikte konuşan EMO Mersin Şube Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya, “Mersin gibi bu sürecin doğrudan etkilerini hissedebilecek bir kentte, bu tartışmanın kapalı kapılar ardında değil; bilim insanlarının, meslek odalarının, hukukçuların, hekimlerin ve halkın katılımıyla yürütülmesi hayati önemdedir” dedi.
NÜKLEERİN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİNE DİKKAT
Bu noktada üç temel başlığın altını çizmek gerekir. Birincisi, insan sağlığı boyutudur. Nükleer santrallerin normal işletme koşullarında ve olağanüstü durumlarda oluşturabileceği etkiler, toplum sağlığı açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Radyasyon riski, acil durum planları, halkın bilgilendirilmesi, çalışan güvenliği ve uzun dönemli sağlık etkileri, yalnızca teknik raporlarla geçiştirilemeyecek kadar ciddi konulardır. Bu nedenle hekimlerin, halk sağlığı uzmanlarının ve çevre sağlığı alanında çalışan bilim insanlarının değerlendirmeleri bu sürecin merkezinde yer almalıdır.
“ÇEVRESEL ETKİLER VE EKOLOJİK DENGE GÖZETİLMELİ”
İkincisi, çevresel etkiler ve ekolojik dengedir. Deniz yaşamı, su kaynakları, toprak, hava kalitesi ve bölgesel ekosistemler üzerindeki etkiler, bütüncül biçimde ele alınmalıdır. Mersin; tarımıyla, deniziyle, kıyı yaşamıyla, turizmiyle ve doğal zenginlikleriyle önemli bir kenttir. Böyle bir coğrafyada yapılacak her büyük ölçekli yatırımın, yalnızca yatırım maliyetiyle değil, ekolojik maliyetiyle de değerlendirilmesi gerekir.
KAMUSAL DENETİM ŞART
Üçüncüsü ise hukuki ve kamusal denetim boyutudur. Çevre hakkı, sağlıklı yaşam hakkı ve halkın bilgi edinme hakkı, demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarıdır. Bir bölgede yaşayan insanların, kendi yaşam alanlarını doğrudan ilgilendiren karar süreçlerine katılması gerekir. Hukuki süreçlerin şeffaf, denetlenebilir ve kamu yararını önceleyen bir anlayışla yürütülmesi, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da hakkını korumak anlamına gelir.
“ENERJİ İHTİYACINI KİMİN YARARINI ÖNCELEYEREK KARŞILAYACAĞIZ?”
Elbette enerji ihtiyacı gerçek bir ihtiyaçtır. Ancak asıl soru şudur: Bu ihtiyacı hangi yöntemlerle, hangi riskleri göze alarak, hangi denetim mekanizmalarıyla ve kimin yararını önceleyerek karşılayacağız? Enerji politikaları; halktan, doğadan, bilimden ve hukuktan bağımsız biçimde belirlenemez. Mühendislik aklı, tıp bilimi, hukuk disiplini ve çevre mücadelesi bir araya geldiğinde ancak sağlıklı bir toplumsal değerlendirme yapılabilir.
Bugünkü panelin en değerli taraflarından biri de budur. Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi’nin öncülüğünde, Mersin Barosu ve Mersin Tabip Odası’nın katkılarıyla düzenlenen bu etkinlik; meslek örgütlerinin topluma karşı sorumluluğunu göstermesi açısından son derece kıymetlidir. Farklı disiplinlerin aynı masa etrafında buluşması, konunun ne kadar çok yönlü olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır.
Dileğimiz; bilimin, hukukun, insan sağlığının, çevrenin ve kamu yararının esas alındığı bir enerji politikasıdır” dedi.