HEDİYE EROĞLU
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi üyeleri, şiddete karşı sokağa çıktı. Sağlık emekçileri, 17 Nisan Sağlıkta Şiddet Günü’nde, Şehir Hastanesi ile Üniversite Hastanesi önünde yaptıkları basın açıklamalarıyla toplumda artan şiddet olaylarını protesto etti.
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde poliklinik girişi önünde yapılan basın açıklamasına Dev Sağlık İş Sendikası üyelere ile ve üniversite çalışanı emekçiler de destek verdi. Burada basın metnini okuyan SES Şube Eşbaşkanı Sevgi Başkavak, şiddete karşı yetkilileri adım atmaya çağırdı.
Eş zamanlı olarak Şehir Hastanesi önünde yapılan basın açıklamasını ise Sendika İşeri Temsilcisi Binnaz Taşçı okudu.
17 NİSAN SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ
Açıklamada ilk olarak, 14 yıl önce Dr. Ersin Arslan hasta yakını tarafından bıçaklı saldırısı sonucu yaşamını yitirmesi ile farkındalık günü olan “17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü”ne dikkat çekildi.
“ÇOCUKLARIMIZIN VE EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN HAYATI BU KADAR UCUZ DEĞİLDİR”
Açıklamalarda ayrıca hastane ve okullardaki şiddete karşı tepkilerini dile getiren emekçiler, “Ülke olarak Şanlıurfa Siverek ve K. Maraş’ta birer gün arayla gerçekleşen saldırılarda çocuklarımızı, öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi kaybetmenin derin acısı, öfkesi ve sarsıntısı içerisindeyiz. Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan bu saldırıda 8'i öğrenci, 1'i öğretmen olmak üzere 9 kişi hayatını kaybettiği, 13 kişi yaralandı. Öncelikle yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diliyor, yaralılara acil şifalar diliyor, can kaybının artmamasını temenni ediyoruz. Artık yalnızca taziye dileme ve üzüntülerimizi paylaşmanın çok ötesinde bir noktadayız. Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar ucuz değildir! Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğinin olmadığı bir ortamda asgari bir eğitim dahi yapılamayacağı gün gibi ortadadır. Saldırganın okula çok sayıda silahla girebilmiş olması bile başlı başına bir güvenlik zafiyetini göstermektedir.
“CEZASIZLIĞI HAKİM KILAN BU DÜZEN; BUGÜN OKULLARIMIZA KADAR SİRAYET ETMİŞ DURUMDA”
Ancak mesele yalnızca güvenlik açığı değildir. Toplumun her alanında şiddeti körükleyen, mafyalaşmayı ve çeteleşmeyi sıradanlaştıran, gençleri umutsuzluğa iten, eşitsizliği derinleştiren, üniversitelerde palalarla saldırı gerçekleştirenleri aynı gün serbest bırakan, cezasızlığı hakim kılan bu düzen; bugün okullarımıza kadar sirayet etmiş durumdadır. Televizyonlardan sosyal hayata kadar yayılan bu şiddet iklimi ve toplumsal çürüme hali artık doğrudan çocuklarımızı ve eğitim emekçilerini hedef almaktadır. Yeter artık! Eğitim alanındaki güvenlik zafiyetleri derhal giderilmelidir. Şiddeti besleyen politikalar terk edilmelidir. Kamusal, eşit, bilimsel, anadilinde ve laik eğitim tüm boyutlarıyla hayata geçirilmelidir. Gençleri güvencesizlikten ve umutsuzluktan kurtaracak, toplumsal dayanışmayı büyütecek, tekçi değil diyaloğa ve katılımcılığa dayalı bütünlüklü politikalar hayata geçirilmelidir.
“ŞİDDETİN ÖNLENMESİ İÇİN YALNIZCA CEZALARI ARTIRMAK YETERLİ DEĞİL”
17 Nisan 2012’de Gaziantep’te görevi başında katledilen Dr. Ersin Arslan’ı ve görevleri sırasında şiddet, pandemi, deprem gibi nedenlerle yaşamını yitiren tüm sağlık emekçilerini saygıyla anıyoruz. Sağlık emekçilerine yönelik şiddet uzun yıllardır artarak devam etmektedir. Bu konuda defalarca eylemler ve açıklamalar yapılmış, kısmi yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiş olsa da sorun köklü biçimde çözülmemiştir. Çünkü şiddet yalnızca bireysel değil; sağlık sisteminin yapısından, çalışma koşullarından, eşitsizliklerden ve toplumsal atmosferden beslenmektedir. Sağlık emekçileri ağır çalışma koşulları, düşük ücretler, personel eksikliği ve güvencesizlik altında hizmet üretmeye zorlanmaktadır. Sağlık hizmetine erişimin zorlaşması, randevu sistemindeki aksaklıklar ve artan katkı payları da hem hastaları hem de emekçileri karşı karşıya getirmektedir. Bu ortamda sağlık emekçileri hedef haline getirilmekte ve şiddete maruz bırakılmaktadır. Şiddetin önlenmesi için yalnızca cezaları artırmak yeterli değildir. Şiddeti üreten koşulları ortadan kaldıracak, eşitlikçi, kamucu ve koruyucu sağlık hizmetlerini esas alan bir sistemin inşa edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda; Sağlıkta şiddeti önleyici yasal düzenlemelerin eksiksiz hayata geçirilmesini, güvenli çalışma ortamlarının sağlanmasını, Sağlık emekçilerini hedef gösteren dil ve politikaların son bulmasını, liyakat esaslı yönetim anlayışının benimsenmesini talep ediyoruz. Şiddetin normalleştirilmesine karşıyız. Son olarak; Şiddetin çalışma ortamımızın olağan bir parçası haline getirilmesi isteniyorsa, bu şiddete alışmamız isteniyorsa, bir kez daha ifade edelim ki bu şiddeti kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Birlikte çalıştığımız tüm sağlık emekçileri ile bu şiddeti durdurmak, haklarımıza kavuşmak için mücadele edeceğiz. Sağlık hakları ellerinden alınan halkımızla ele ele vererek layık görüldüğümüz bu sağlık sistemini değiştirmek için, sağlık hakkımız için mücadele edeceğiz. Sağlık emekçileri olarak bu şiddeti kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz. Hem kendi haklarımız hem de toplumun sağlık hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz. Dr. Ersin Arslan şahsında yaşamını yitiren tüm sağlık emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyoruz” ifadelerine yer verildi.