HEDİYE EROĞLU
Öğrenci Velileri Derneği'nin (VELİ-DER) Mersin İl Temsilciliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı eylem ile iktidarın yanlış politikaları sonucu çocukların ‘çocuk olma’ hakkının elinden alınmasını eleştirdi.
“SERMAYE YANLISI İKTİDAR 19’UNCU YÜZYIL KOŞULLARINA GERİ DÖNEN BİR İSTİHDAM REJİMİNİ DAYATIYOR”
Bir basın açıklaması yapan VELİ-DER Mersin İl Temsilcisi İlhan Topaloğlu, çocuk hak ve özgürlüklerinin bilimsel laik eğitimin yine katledilmeye devam ettiği bir öğretim yılının ortasında olunduğuna dikkat çekti.
“2025- 2026 Öğretim yılı ortasında eğitimimizde ortaya çıkan sonuç şudur: Sermaye ve sermaye yanlısı iktidar 19’uncu yüzyıl koşullarına geri dönen bir istihdam rejimini dayatıyor” diyen Topaloğlu, “Bu yeni istihdam rejiminin inşası için dini araçsallaştırıyor. Bu araçsallaştırma ahilik, fıtrat, aile yılı, kader, maarif müfredatı, MESEM gibi söylemlerle karşımıza çıkıyor. Dini bu sömürü düzeninin rıza aygıtı haline getirmeye çalışıyorlar.
Şu iyi bilinmelidir ki; eğitim bilimden ve laik karakterden uzak olamaz. Laik eğitim çağdaş eğitim mücadelesi de sınıf mücadelesinden bağımsız olamaz.
“ÇOCUK YOKSULLUĞUNDA OECD ÜLKELERİ İÇİNDE İKİNCİ SIRADAYIZ”
2025-2026 eğitim yılı 91 çocuğun iş cinayetine kurban gitmesine tanıklık etmiştir. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) 2025 raporuna göre, yurdumuzda yoksul çocukların sayısı yaklaşık 10 milyon. Çocuk yoksulluğunda OECD ülkeleri içinde ikinci sıradayız. Türkiye istatistik kurumu (TÜİK) 2022 yılı verilerine göre; yılda ortalama 10 bin çocuk kayboluyor. 11-17 yaş arasındaki 178 bin 834 çocuk yaralama, hırsızlık, uyuşturucu satmak, tehdit gibi suçlardan adli işlem görmüş haldedir.
Çocukların yaşadıkları sorunların hangisine değinelim: sokakta çalıştırılan çocuklar, çocuk gelinler, işçi çocuklar, uyuşturucu sattırılan suça sürüklenen çocuklar, engelli çocuklar, toplumsal cinsiyet ayrımcılığına, istismara uğrayan çocuklar, mesleki eğitim merkezi (MESEM) aracılığıyla bir gün okulda, dört gün işte olan, emeği sömürülen çocuklar, kayıp çocuklar.
Ocak 2024'te staj yaptığı işyerinde başı sac büküm makinesine 16 dakika boyunca sıkışan 14 yaşındaki Arda Tonbul yaşamını yitirdi.
15 yaşındaki Erol Can Yavuz, üzerine devrilen sunta bloklar nedeniyle öldü.
Kasım 2025’te Kocaeli Dilovası’daki atölyede yaşamını yitiren çocuklar Nisanur, Tuğba, Cansu ve üç kadın işçi, gerekli denetimler yapılsa ve önlemler alınsaydı şu an hayatta olacaklardı.
2025 yılı içinde ayçiçeği hasadında biçerdöverin altında kalarak yaşamını yitiren 14 yaşındaki Nursefa tarlada değil okulda olsaydı bugün aramızda olacaktı.
Çalıştığı inşaatta asansör boşluğuna düşerek yaşamını yitiren 11. Sınıf öğrencisi, MESEM projesi kapsamında çalıştırılmasaydı yaşayacaktı
16 Kasımda Şanlıurfa’da bir inşaatta meydana gelen göçükte yaşamını yitiren 15 yaşındaki Sedat ve 16 yaşındaki Yakup adlı çocuklar işçi olarak çalıştırılmasaydı bugün hayatta olacaklardı” diye konuştu.
“ÇOCUKLARI KORUMAK DEVLETİN YÜKÜMLÜLÜĞÜDÜR”
Nebil Birtek, çocukların sağlıklı gelişimine engel olan, laik ve bilimsel eğitim anlayışını hedef alan, inançları ve kimlikleri nedeniyle ötekileştirilmesine, ayrımcılığa uğramasına yol açan ÇEDES ve benzeri projelere derhal son verilmesi gerektiğini ifade etti.
“Bu projelere ayrılan paralar sağlıklı suya erişemeyen çocuklara, okullarda çocuklara en az bir öğün ücretsiz yemek teminine harcanmalıdır” diyen Birtek, “Çocukların suç mağduru olmasını, suça sürüklenmesini önlemek, çocukları korumak, adalet ilkesini güçlendirmek eşit yurttaşlığı sağlamak devletin yükümlülüğüdür.
Çocukların doğuştan sahip oldukları insan haklarını kullanabilmelerinin sağlanması devletin temel sorumluluğudur.
“DEVLET, ÇOCUKLAR İÇİN KORUYUCU DESTEK UNSURLARINI TERK ETMEKTE”
Ancak gördüğümüz tabloda devlet, çocukların insan haklarını korumayı ve önleyici politikalar geliştirmeyi bir yana bırakıp adalet anlayışından uzaklaşıp, onarıcı ve koruyucu destek unsurlarını terk etmektedir.
Gençlere vaat edilen de aktif işgücü programları, genç istihdam modeli, İŞKUR Gençlik Programları adıyla asgari ücretin altında, esnek, geçici, güvencesiz çalıştırılmak, sosyal güvenlik ve kamusal emeklilik haklarından yoksun bırakmak.
Ücret yerine kullanılan ‘harçlık’ ifadesiyle sendikalara üye olma hakları, kazanılmış sendikal haklardan ve toplu sözleşmelerden yararlanma hakları, sosyal güvenlik ve emeklilik hakları ellerinden alınıyor. Asgari ücretin altında, esnek, geçici, güvencesiz çalıştırma üzerinden kölelik rejimi kuruluyor” şeklinde konuştu.
“EĞİTİME AYRILAN BÜTÇE BİLİNÇLİ AZALTILIYOR”
Atılan adımların zorunlu eğitim süresinin kısaltılmasından da bağımsız olmadığını ifade eden Nebil Birtek, zorunlu eğitimin kısaltılması ile de amaçlanan eğitimin ‘devlete büyük yük, büyük masraf’ diyerek eğitime ayrılan bütçenin azaltılmasını, atılan her adımın sermaye için olduğunu savundu.
İl Temsilcisi Birtek, “Harçlık adıyla ücretlerin kamu kaynaklarından, işsizlik fonundan karşılanarak çocukların, gençlerin sermaye için ucuz hatta bedava iş gücü olması için Veli- Der olarak ilgililere ve sorumlulara çağrımızdır; Çocukların maruz bırakıldıkları yaşam hakkı ihlalleri başta olmak üzere her türlü şiddet, ayrımcılık ve eşitsizliği gidermek ve insan onuruna yaraşır yaşam sürmeleri için gereken önlemleri ivedilikle alınmalıdır.
Çocuk hakları sözleşmesi, engellilerin haklarına ilişkin sözleşme ve tarafı olduğumuz tüm uluslararası sözleşmelerin gereklerini yerine getirilmelidir.
Çocukları her türlü risk ve tehlikeden koruyacak güçlü, erişilebilir, bütüncül önleyici ve koruyucu mekanizmaları oluşturulmalıdır.
Çocukların sorunları, haklarının çiğnenmesi, kurulan bu düzenden bağımsız değildir. Çocuklarına değer veren uluslar yarınlarını güvence altına almış olurlar. Çocuklar sağlıklı, güvenli, barışçıl, özgür bir toplumda yaşarlarsa sağlıklı, güvende, barışçıl ve özgür olurlar.
“TÜRKİYE’DE ÇOCUKLARIN ‘ÇOCUK OLMA HAKLARININ’ GASP EDİLİYOR”
Bugün Türkiye’de çocukların karşı karşıya olduğu pek çok sorun, derinleşen eşitsizliklerin ve kamusal hizmetlerin zayıflamasının sonucudur. Bu tablo, çocukların ‘çocuk olma haklarının’ gasp edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, devlete açık bir görev veriyor: Çocukları yalnızca ihlallerden sonra korumak değil; ihlallerin ortaya çıkmasına neden olan koşulları değiştirmek. Bu, her demokratik toplumun üzerine düşen bir kamusal sorumluluktur.
Bizler Veli Der olarak yaptığımız panellerde, basın açıklamalarında veli görüşmelerinde şiarımızı her zaman haykırıyoruz.
Her çocuk için eşit, ücretsiz, erişilebilir, nitelikli, laik, bilimsel kamusal eğitim temel yurttaşlık, çocuk hakkıdır. Bu hak; ihlal edilemez, yok sayılamaz.
Kamusal eğitim hakkı için bütçeden yeterli kaynak ayrılmalıdır.
Çocuk işçiliği yasaklanmalı, MESEM, ÇEDES gibi çocuk haklarına aykırı uygulamalara derhal son verilmelidir.
Okullar; güvenli, şiddetsiz, demokratik ve kapsayıcı ortamlar olmalıdır.
Hiçbir çocuğun beslenme, barınma ve gelişim ihtiyacının ailelerin omzuna bırakılmadığı, çocuk odaklı kamusal bir sosyal destek sistemi hayata geçirilmelidir. Okullarda bir öğün yemek ve temiz içme suyu projeleri, güvenli okul, temiz okul projeleri derhal hayata geçirilmelidir” dedi.
“BU ÜLKENİN KURUCU LİDERİ ATATÜRK’Ü UNUTTURAMAZSINIZ”
Karnelerden, eğitim belgelerinden Atatürk simgesinin kaldırılmasına da tepki gösteren VELİ-DER Mersin İl Temsilcisi İlhan Topaloğlu, şunları söyledi; “Bu ülkenin kurucu liderini unutturamaz. Atatürk’e dair manevi değerler eğitim programlarına eklenmelidir.
Çocuk hakları mücadelesi, adil, eşit ve demokratik bir toplum mücadelesidir.
Çocukları koruyan, destekleyen, güçlendiren, eşitlikçi ve demokratik bir kamusal düzenin kurulması mümkündür ve bunun için hep birlikte mücadele edeceğiz, kaybolan çocukluğu yeniden kazanacağız.”