HEDİYE EROĞLU
Mersin’de Şişecam’ın Tarsus’taki fabrikalarından çıkan maden atıklarını depolamak için Silifke Yeşilovacık’ta yapmak istediği tesise karşı tepkiler sürüyor.
Son olarak Büyükşehir Belediye Meclisinde de gündeme gelen konuyla ilgili Silifke’den MHP’li meclis üyesi Adnan Saz ve Silifke Belediye Başkanı CHP’li Mustafa Turgut, Şişecam’a tepki gösterirken Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in sert tepki vermekten kaçınması dikkat çekti.
“YÖRE HALKI, AKCİĞER HASTALIKLARI GİBİ DEĞİŞİK HASTALIKLARA MARUZ KALACAK”
CHP’li Meclis Üyesi Gülşah Yıldırım Genç, Şişecam yatırımına tepki gösterirken, ona destek veren Silifke Belediye Başkanı Dr. CHP’li Mustafa Turgut da, sağlık açısından tesisin yaratacağı tehlikeye dikkat çekti. Turgut, “Kullanılan malzemenin tozu tırlar ile Tarsus’tan belkide 200 km üzerinde yol kat ederek Silifke’de depolanacak. Bu tozların en önemli özelliği rüzgarda havalanıp uzak yerlere erişebilmesi. Depolamanın yapılacağı yerin bir kilometre çapında yerleşim alanları bulunmakta ve bizim oralar rüzgarın bol olduğu yerler. Dolayısıyla bu tozuma sebebiyle vatandaşlarımız ciddi bir kontamisyona uğrayacaklar. Akciğer hastalıkları gibi değişik hastalıklara maruz kalacaklar. Biz bu atık depolama yerine karşıyız. Suların de etkilenme riski var. Periyodik olarak kontrol yapılacağı söyleniyor ama sular da çok güvenli değil” dedi.
“YER SEÇİMİ SON DERECE YANLIŞ”
Silifke’den MHP’li Meclis üyesi Adnan Saz da, “Şişecam tarafından maden atık depolama tesisi yapımı için belirlenen yer seçimi son derece yanlıştır. Kimyasal atık tesisi yapılmak üzere bu alanın uygun alan olarak belirlenmesi için kurum görüşleri alınır. Mersin Büyükşehir Belediyesi acaba nasıl bir görüş vermiştir? İlgili daire başkanlığının görüşü nedir? Bunun kamuoyuna açıklanmasını istiyoruz. Söz konusu alan hususunda Turizm İl Müdürlüğü’nün görüşü nedir?
“TURİZM GELİŞTİRME BÖLGESİNE ATIK TESİSİ OLMAZ”
Burayla ilgili Turizm Müdürlüğünün asla uygun görüş vermemesi gerekmektedir çünkü bu yer 1989 yılında bakanlar kurulu kararıyla Turizm Koruma ve Gelişme Bölgesi ilan edilmiş olan ilimizde ki 8 turizm bölgesinden 4’ünü barındırmaktadır. Bunlar; Silifke’deki Taşucu ve Boğsak, Yeşilovacık, Kargıcık ve Gülnar’daki Yanışlı orta Burun Turizm Bölgesidir. Söz konusu proje 4 turizm merkezinin tam ortasında kalmaktadır. Bu saydığım yerlerin mülkiyetlerinin büyük bir kısmının sahibi Orman Bakanlığı’dır. Fakat bu yer Turizm Bakanlığına tahsis edilmiştir. Bunların 1/5 binlik imar planları yapılmıştır ve halen yürürlüktedir.
YÖRE HALKI HAYVANCILIK VE TARIM İLE GEÇİMİNİ SAĞLIYOR
Yeşilovacık- Işıklı Mahallelerinin yerleşim alanları içerisinde kalan bölge; yöre halkının geçimini sağladığı hayvancılık ile sebze- meyve üretiminin yoğun yapıldığı, Türkiye’de ilk turfanda çağla, kayısı gibi endemik ürünlerin yetiştirildiği bir yerdir.
Balıkçılığın, keçi üreticiliğinin, yerli Yörüklerin hayvancılık yaptığı bir yer olması yanında Mavikent, Faras, Tisan gibi turizmin yoğun olduğu, 3 adet 5 yıldızlı otelin bulunduğu bir yerin kimyasal atıklara teslim edilmesi hoş değildir. Meclisimizde tüm parti gruplarının bu çevre katliamına ‘dur’ diyecekleri düşünüyorum. Yer altı sularını kimyasal kirliliğe maruz kalmasını kabul etmek mümkün değildir.
“YANGINLAR İLE ORMANLARIMIZ, AKKUYU NÜKLEER İLE DOĞAMIZ YOK OLDU. BALIK ÇİFTÇİKLERİ İLE DENİZLERİMİZ KİRLENDİ”
Orman yangınları dolayısıyla ormanlarımız yok oldu. Akkuyu Nükleer Santrali ile doğamız yok oldu. Balık çiftçikleri ile denizlerimiz kirlendi. Dolayısıyla Mersin ülkemizin en güzel yeri ve güzelliklerinin kaybolmamasına duyarlı olalım. Onun için bu konuyu tüm meclis üyelerimizin sahiplenmesini bekliyorum” diye konuştu.
BÜYÜKŞEHİR ÇEVRE DAİRESİ BAŞKANI: “TEHLİKESİZ ATIK SINIFINDA” Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise “Silifke’de ki ÇED meselesi” diyerek, yaptığı değerlendirmede bir sanayi kuruluşunun atıklarını depolayacağı bir alan yapmak istediğini söyledi. “Bizim bu konudaki görüşümüz soruldu mu bize?” diyerek Belediye Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı. Dr. Bülent Halisdemir’den konuyla ilgili bilgi vermesini istedi.
Halisdemir de, Şişecam’ın 1989 yılından beri buradan kum alımı yaparak fabrikalarına gönderdiğini anımsatarak, “Yapmak istedikleri tehlikesiz atık depolama tesisi. Bunu da nedeni şu; Şişecam Grubunun gönderdiği maddenin bir kısmı cam üretimine uygun olmadığı için tehlikesiz atık malzeme oluyor. Bunu geri madene götürmeleri gerekiyor. Bir ara Çimsa’ya yakma işleminde kullanılmak üzere vermişler. Fakat orada depolama ile ilgili yasal mevzuata takıldıkları için kendi maden ocaklarına geri götürmeleri gerektiği söylenmiş. Geri götürebilmeleri için de yine Çevre İl Müdürlüğünce tehlikesiz atık depolama tesisi izni alınması gerektiği söylenmiş. Onlar da bunun üzerine bir başvuru yapıyorlar aslında 1989’dan beri bu üretimi gerçekleştiriyorlar. Her hangi bir tehlikesi olmayan inert bir atık. Belki yolda giderken tozuşma filan gibi şeyler var. Biz görüşmelerimizde yasal mevzuata uymaları gerektiğinin altını çizdik, gürültüden başlayarak, çevre kirliliği ile ilgili her türlü görüşü bildirdik. Şuanda ÇED’i almış durumdalar” dedi.
VAHAP SEÇER: “ORADA ZATEN FAALİYET VAR”
Başkan Seçer de, “Orada zaten bir proses işliyor, faaliyet var” diyerek, “Ama eksik kalan mevzuat gereği bazı prosedürler tamamlanıyor.
Biz tabi ki çevre sağlığına zarar verebilecek yatırımların her zaman karşısında dururuz ama şöyle bir peşin anlayışımız yok; halkın ne düşündüğü bizler için önemli ama bu demek değildir ki yapılacak her yatırım, şartları sağlandığı takdirde, çevreye bir zarar vermeyecekse, sırf; ‘ne olur ne olmaz’ deyip, ‘ne me lazım biz buna olumsuz karar verelim’ dediğimiz bir karar da yoktur. Yapılması gerekiyorsa tabiî ki yapılacak. Tabiî ki bu şehrin taş cağına da, bakır madenine de, işleme tesislerine de ihtiyacı var ama her bölgenin, her tesisin kendine münhasır sıkıntıları, avantajlı yanı vardır, biz onları çok hassasiyetle değerlendiriyoruz” dedi.